1 Temmuz 2009 Çarşamba

yürüyorum gecenin sisli sokağında
benliğim ayaklarımın altında eziliyor
ve kayıyor yer benliğimin altından
sızarak içime köşede bekleyen orospu
gözlerimin içine bakarak isyan ettiriyor
tekrar tekrar…

kırılganlık faydasız
serzenmek ise tam bir kaybediş
ihtiyaç hareket ve kaçınılmaz bir akış
içine giriyorum gecenin yeniden
her gündüz uyandığımda
korku kayboluyor
ben buharlaşıyor bir an(-ı)da

sorduğunda kızgınlığına
bir tekme atıveriyor kıçına
ve siktir ediyor seni senden
sınırsız olmanı fısıldıyor şeytanlar
ve içine serpiliyor korlar
bir son rahatlama ile bırakıveriyoruz
kendimizi ateşten nehirlere
akan lavların içine dalıp
en derininde kendimizi arıyoruz
yeniden…
Gönderen sedat zaman: 02:57
03 Haziran 2009 Çarşamba
bütün sorular cevaplanmışlıklarından dolaysız var olamaz/bilinmeyenin büyüsüdür hayatta var eden her bir birimizi.
Gönderen sedat zaman: 14:40
yıkılamayacak ki belki de hiç orada bile olamayacak düşlerinin arasından kaybolup doğan beden//tekrar ruhuna büründüğünde buluyormu olucak ki benliğini ve kırılmayan bir cam parçasını boynuna dayayıpta yok etmek istediğinde bu çelimsiz et parçasında acı gerçekten eriyip gidebilecekmi sonsuzluğa doğru bir ateş daha yakıp//akarken zihin gittikçe erimekte...
Gönderen sedat zaman: 14:35
29 Mart 2009 Pazar
" ".
Gönderen sedat zaman: 01:38
bir imge var olamaz ki artık bu bilgi kanalizasyonlarından akan kan ve para soğuk taş bali kokusu heryerde birbirine çarpıp duran zihinler ve vuran birbirini asker ve siviller,soğuran duman beynimizi dolduran özgürlük kandırmacaları...
Gönderen sedat zaman: 01:36
04 Şubat 2009 Çarşamba
karmaşa
tanımsızlığın bir "şey" 'i gerçekten tanımlı hale getiriyor olmasının içini boşaltarak düşündüğünde bütün kavramlar aslında olabilirliklerini güçlendiriyorlar fakat bu ikilemlerin zaten en temelde basit düşünme ve sadece fiziksel dünya ile sınırlı kalan insan tanımları/tanımsızları olduğu yatsınamaz.bu düzen ve ya düzensizlik ki ikisi farklı olmaktan ziyade "bir" i var ederler,insanın en temelde varlığını doğadan ayrıştırarak düşünmesi ve kendi içinde yeni farklı doğalar yaratarak doğaya eklemlenmeye çalışmasıdır.sert geçen bir kış'ta barınmadan yaşayamayacağını düşündüğünde insan güdüleri çıkış noktası olarak bir de üst üste biriken teorik ve pratik bir kültür oluştuktan sonra bu günleri yaşamamız şaşılacak bir şey değil.evet insanlar dünyayı köşeli bir yer zannediyolardı ki biz şimdi yuvarlak olarak tanımlıyoruz/tanımsızlıyoruz ki bunu bildiğimiz halde öldüren,kibirli,açgözlü,iktidar//güç manyağı bireyler ve toplumlar olarak neden hala şiddet hayatımızda ki en gerçek olan "şey" ?
Gönderen sedat zaman: 09:06
01 Şubat 2009 Pazar
yarık
bir düzlem üzerinde ilerlerken
birden bir sıçrama ile
tanımsızlığa doğru düşüyoruz
zaman ve mekan paramparça oluyor
ve her yerde sıkışıp duran
soğuyan taş
birdenbire yavaş yavaş bir
yol'a dönüşüyor
benliklerimizin altında
ve biz bir girdapta sabit
hapsolmuşuz zamana kırılan
derinlerden bir sessizlik yükseliyor
kulakları paramparça eden ses
sonsuzluğa doğru kırılmaya başlıyor
ateşler donuyorlar
sıvılaşıyor bütün katılar
tanımsızlık ve belirsizlik
eğilip bükülebilen an'lar
gerçek olmayan bir gerçekliğin
yanılsamasında kaybolan ben'ler
yürüyünce ucundan düşücekmişim gibi
zihinlermiz sis 'ten ibaret
varlığımız ise sadece bir yarık daha...
Gönderen sedat zaman: 13:43
18 Ocak 2009 Pazar
kıstırılmışlık
bölünmüşlük
düşler
gerginlik
çiğ lik
serbest lik

doğaçlama
Gönderen sedat zaman: 06:03
korku
anı kırıntıları
zorluk
acı
gerçekliğin farklı halleri
algı nehirleri
likit olan
ben sen o,biz siz ve onlar yine..
Gönderen sedat zaman: 06:02
sorunsuzluk,aptallık bir arada yürür.düşünce uğramadımı kafaya aslında en iyisidir bu ki farkında değilsindir gerçekten oturmuşsundur bilmeden kalkmışsındır söylenince emir altında bir ömür harcamış ve harcanmışsındır eğer gerçekten farkında olmadıysan sevgi 'den bi haber sen ve yetiyorsa sana sadece materyal le kısıtladıysan ki eğer bil ki hayat organik bir zaman mekan kurgusudur sadece.
Gönderen sedat zaman: 05:55
birbirine çarpıp duran her yerde zihinler ve birbirini vuran asker ve siviller,her türlü ayrımıclığı meşrulaştıran otoriter sefiller ve kan kokusu ve para,zorla dayatılan kültür ve kimlik kod ları ve serzenişler ve 'ler...
Gönderen sedat zaman: 05:52
25 Aralık 2008 Perşembe
sözlerden anlaşılan hiçbirşey yoktu o an da. sadece ruh sızıntısının varlığıydı gerçek olan.akıp giden duygular ve hisler,yoğunlaşan akıntı.yok saymak.yok etmek,yokluk,yok olmak ve yoklukta var olabilmekti...
Gönderen sedat zaman: 04:22
16 Kasım 2008 Pazar
sıradan
parkta oturan yanlız adam,üstünde eski bir deri mont,ayaklarında evden çıkmadan yeni cila attığı ayakkabıları,gözünde kalın camlı gözlükleri ve elindeki sigarası ile durmuş insanları seyrediyordu.sıradan bir nefes çekiyordu sigarasından her gün çektiklerinden farksız ve etrafında ki sıradanlığa hayran olarak her dakika yeniden nefesi kesilircesine izliyordu ve benliği gölgesine dahi yüz vermiyor çıkıyordu içinden.her şey o kadar sıradandı ki...
Gönderen sedat zaman: 04:36
saat
zaman buharlaşıp akıyor belleğimden ve ayaklarımın altından bu dünya kayıyor an be an ,çıkıp gelecekmiş gibi benliğim arkamdan seslenip bana dur diyecekmiş gibi,yeter artık kendini daha fazla yorma bunlarla ve bırak kendini nehrin akıp gittiği yerde denize döküldüğü an 'da var etmeyi düşle sadece...
Gönderen sedat zaman: 04:33
devam ederken...
yola devam ederken merak içindeydim,ne gelecekti bir sonraki adımda kulağıma nasıl bir ses ve bu gözlerimin önünden akıp giden gerçeklik ne kadar değişecek ti?soluk alıp verişlerimden sıyrılmayı düşlediğim bir an da ya gerçekten olsaydı böyle bir şey ve ben hazırmıydım tüm bu düşünceler içinde serzenişlerimle kendimin veya kimsenin kurtarıcısı olabilecek kadar büyülümüydü ki hayat,ben mi unutmuştum yoksa ?
Gönderen sedat zaman: 04:29
28 Ekim 2008 Salı
o an da.
bir içi içelikten bahsetmek gerektiğinde girdi odaya,tam o an da.. yüzünde ki belirsizlik ve sıkıntı çizgileri belirginleştikçe belirginleşti ve birden ağzının içinden gelen bir sır gibi doğruldu bana doğru ve tam konuşmaya başlıyacaktı ki ellerimle kayarak ordan uzaklaşmayı tercih ettiğimi anladım bende ,biz orada bile değildik aslında,varlığımız kendini yatsıyordu ve her an bir ömür'le birlikte kayıp gidiyordu benliklerimizde,eklemleniyordu dışarda olan içerde ki ile sımsıkı genleşerek çoğalıyordu bölünmeden ve sırtlanarak bütün etrafta ki havayı ...
Gönderen sedat zaman: 06:39
05 Ekim 2008 Pazar
...
serzenişler bir mevsim ve bir tutam toz.
Gönderen sedat zaman: 14:14
26 Eylül 2008 Cuma
evrim
bugün varolan sadece ve sadece emir altında olmak,duyumsamamak ya da en azından buna çabalamamak,tahliyesi olmayan bir yöntemler dizisi, şiddet herkesin geleceği olma yolunda artık evriminin sonuna geldi

.
Gönderen sedat zaman: 05:15
21 Eylül 2008 Pazar
karmaşa yaşa
bir an'da
zihninde
ve
yola çık

benliğini
sırtlanarak

Gönderen sedat zaman: 15:02
adarub mığıdzay yeş sret
Gönderen sedat zaman: 14:58
dıt dıt dıt dıt dıt dıt dıt dıt dıt dıt dıt dıt dıt dıt dıt dıt dıt dıt dıt dıt dıt dıt dııııııııııııııııııııt !!!!
Gönderen sedat zaman: 14:54
Gönderen sedat zaman: 14:30
his siz leş tir me !
bu sistemin herşeyi his siz leş tir me si dir ul aş tığım ız bir fark ın dal ık mı var ki ? ? ? ?
Gönderen sedat zaman: 14:11
20 Eylül 2008 Cumartesi
ayaklarımın ucundaki benlik ve kafamın içinde tahminsizce
ve itaatkar bir ben,bir oluş,varlık yitik,anlamlar ise gerçeklik ve bir o kadar sonsuz hissizleştiren
gömülen,beden bir var bir yok ...
Gönderen sedat zaman: 03:13
teslim.
kendi varoluş sürecinde insan aklını alamayacağını bildiği sorularla ve onlara karşılık geleceğini düşündüğü cevaplarla doldurup doldurup boşaltır.kimisi teslim olur kimiside teslim olmayı bir kenara koyar ve zihnini özgürleştirir.bu noktada kişi belkide kendini daha çok kendi dışından görerek evrimleşebilir zihinsel olarak.
Gönderen sedat zaman: 03:02
hayat organik bir zaman mekan kurgusudur.
Gönderen sedat zaman: 02:56
tohum

bir karmaşadır mı bu sürüp giden dünya hali?_
tohum içindeki kaosun sonucunda patlar ve artık büyümeye hazırdır meyve olmaya yaşam olmaya. insan doğaya eklemlenmemiştir ,doğada vardır insan ama insan olmadan önce doğayı tanımlamaktan bahsedemeyiz herhalde.
sanat insanın yabancılaşma sürecinde kendi doğasında yarattığı bir doğaya varış,anne karnına dönüş isteğinin dışa vurumudur sadece ve sadece insan doğanın üstüne bir şey ekleyen ve onu manipüle eden bir yapıya sahiptir.kendi varlığını ayırt edip doğadan kendi doğasında yeniden yapılanan evrimleşen fakat evrenleşemeyen bir zihinsel sonuca varır insan,
Gönderen sedat zaman: 01:48

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder